Barış Terkoğlu yazdı:"Erbakan’ın Ölümünü Dört Gözle Bekleyenler"

Barış Terkoğlu, "Erbakan’ın ölümünü dört gözle bekleyenler" başlıklı dikkat çeken bir yazı kaleme aldı.

GÜNCEL 01.03.2021, 12:55
Barış Terkoğlu yazdı:"Erbakan’ın Ölümünü Dört Gözle Bekleyenler"

Milli Görüş'ün merhum lideri Necmettin Erbakan, vefatının 10. yılı dolayısıyla anılmıştı. Ayrıca 28 Şubat 1997'nin 24. yıl dönümünde ise siyasetçilerden açıklamalar yapılmıştı.

Cumhuriyet gazetesi yazarı Barış Terkoğlu ise bugünkü köşesinde, "Erbakan’ın ölümünü dört gözle bekleyenler" başlıklı dikkat çeken bir yazı kaleme aldı.

"ERBAKAN'IN KAPAĞINI AÇMADIĞI DOSYA..."

Yalçın Küçük'ün 12 Eylül darbesinden hemen önce çıkardığı kitabından, “Yeni bir askeri müdahalenin şunu yapması mümkün: Erbakan’ı Türkiye’nin siyaset sahnesinden silip, Erbakan’ın temsil ettiği İslamcı dinsel politikayı daha yoğun bir biçimde uygulamak” cümlesini aktaran Terkoğlu, Küçük'ün öngörüsünü paylaştı.

"Nihayetinde 12 Eylül’de darbecilerin modellediği 'Erbakan’sız Erbakancılık', günümüzde 28 Şubat davasıyla, onun bitmeyen mağduriyet edebiyatıyla sürdü. Erbakan’ın kapağını açmadığı dosya, FETÖ ve AKP eliyle bambaşka bir hesaplaşmaya dönüştü. İşin ayrı bir yanı ise 'aynı gemideyiz' diyerek siyasi iktidarla ortak bir çizgide buluşan kimi ikircikli muhalifin de söz konusu bahsi pek açmamasıydı" diyen Terkoğlu, "Bilmem hemfikir misiniz? Ölümden daha garibi var. Artık olmayanın fotoğrafı, dikiş tutmaz bir yakaya iğnelenir. Adı, kendisinin olmayan bir 'dava'ya sebep kılınır. Gözünü açıp da yanıt veremez. Ölüm, sonsuz bir kabulleniştir. Ölümün en acı yanı, hayat karşısında çare bulunamaz bu kayıtsızlıktır. Elbette ölülerin avuçlarındaki çizgileri de yaşayanlar değiştirir" dedi.

Barış Terkoğlu'nun yazısı şu şekilde:

"Hayat bitti dersin. Oysa sana sonrasında da bir yaşam biçerler. Dünya, yaşayan ölülerin, ölmüş de hâlâ yaşayanların tükenmez bir mezarlığıdır.

Yalçın Küçük’ün, 41 yıl önce, 12 Eylül darbesine sayılı günler kala çıkardığı “Bir Yeni Cumhuriyet İçin” kitabına bakıyorum. Şaşırtıcı, ama 549. sayfasında yazıyor:

“Yeni bir askeri müdahalenin şunu yapması mümkün: Erbakan’ı Türkiye’nin siyaset sahnesinden silip, Erbakan’ın temsil ettiği İslamcı dinsel politikayı daha yoğun bir biçimde uygulamak.”

Sahiden öyle oldu. Darbe geldi, Erbakan’ı sildi. “Zorunlu din dersi” gibi en tutucu politikaları uyguladı. İslamcılık parti programından çıkıp darbecilerin silahlarından birine dönüştü. Grevdeki işçiye, eylemci öğrenciye, eşitlikçi aydına, hürriyetçi politikacıya karşı artık kalın bir sopa vardı.

Nitekim Küçük’ün “öngörülü” kitabı da yasaklandı. 8 yıl hüküm giydi.

28 ŞUBAT’IN İMZACILARI

Cumartesi günü Necmettin Erbakan’ın ölüm yıldönümüydü. Erbakan çizgisiyle ilgili ilgisiz birçok politikacı onu anıyordu. Ertesi gün, yani pazar günü ise 28 Şubat kararlarının yıldönümüydü. Denk geliş nedeniyle iki mesele birbirine karıştı.

En çok faydalanan, kuşkusuz iktidar yanlılarıydı. Milli Görüş’ün düzenlediği Erbakan anmasına katılmasalar da “Hocamız” diyerek adını en çok onlar andı. Ardından 24 yıldır bitmeyen “28 Şubat mağduriyeti hikâyeleri”ni devam ettirdiler. 28 Şubat’la nasıl hesaplaştıklarını anlatıyorlar, yargılamalardan bahsediyorlardı. Haliyle dudaklarımdan döküldü: “Erbakan’ı öldürdüler, Erbakan’a rağmen Erbakancılık yaptılar.”

Yeni kuşak pek bilmiyor. “28 Şubat” dediğimiz, aslında Milli Güvenlik Kurulu’nun 28 Şubat 1997 tarihli, 406 karar sayılı toplantısı. Sonucu, bir ana karar metninden ve bu metin ekinden oluşuyor. Ana karar metni, ülkede irtica yanlısı grupların çok yönlü bir tehdit oluşturduğu ve bu tehdide karşı adım atılması gerektiği konusunda görüş birliğini vurguluyor.

Hayır, 28 Şubat kararları “yasadışı bir bildiri” değil. Aksine, altında Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ve komutanlar dışında, Başbakan Necmettin Erbakan’ın, Dışişleri Bakanı Tansu Çiller’in, Milli Savunma Bakanı Turhan Tayan’ın ve İçişleri Bakanı Meral Akşener’in imzası var.

Peki, sonra ne oldu?

28 Şubat kararları, 13 Mart 1997 tarihinde Bakanlar Kurulu’nun gündemine geldi. MGK kararları, Refah Partisi - DYP hükümetinin bakanlarına okundu ve onaylandı. Başbakan Necmettin Erbakan, ertesi gün, yani 14 Mart 1997’de, Cumhurbaşkanı’na gönderdiği yazıda, kararların hükümet tarafından da onayladığını, gereğinin hükümet tarafından yapılacağını yazdı.

Kısacası, 28 Şubat kararlarından hoşlanmayabilirsiniz. İçeriğine katılmayabilirsiniz. Ama hem kararlar hem uygulaması anayasal kurumlar tarafından yapıldı.

ERBAKAN BEKLENENİ YAPMADI

İşin bir başka yanı, özellikle Milli Görüş’ün sonradan AKP’yi kuran “yenilikçi kanadı”, kararlara yüksek mukavemet göstermedi. Zira onlar da aynı dönem İslamcı hareketin “köktenci” unsurlarını eleştiriyorlardı. Yüzlerini Batı’ya çevirmişlerdi.

Unutulmasın, Erdoğan hapse girdiğinde kendisine en yakın gazeteci Cüneyt Ülsever’di. Hapishanede Erdoğan’ı ziyaret ediyor, ona “yeni döneme hazırlık” için kitaplar götürüyordu. Ülsever’le Bağımsız dergisi için konuşmuştum. Bana o gün, Erdoğan’ın hissiyatını şöyle anlatmıştı:

“Hapse girmeden önceki bir sohbetimizde bana dedi ki ‘Abi ben 28 Şubat’tan çok net ders aldım. Biz bu insanlara kızıyoruz ama haklı yönleri de var. Biz ne istediğimizi tam somutlaştıramadık. Gayri ihtiyari belki ülkeyi geriye doğru taşıyabiliriz’.”

Öte yandan 28 Şubat bahsi yıllarca kapalı kaldı. Ta ki Ergenekon, Balyoz gibi kumpas davalarına kadar. Askerler yargılanmaya başlayınca her şey gibi 28 Şubat da sandıktan çıktı.

Gelgelelim, bir sorun vardı…

AKP destekliyor, FETÖ uyguluyordu. Ama Necmettin Erbakan, bu davalara destek vermek bir yana karşı çıkıyordu.

7 Aralık 2010’da, NTV’de, Mirgün Cabas’ın sorusu üzerine, Ergenekon kumpasları için şunları söyleyecekti:

“Askerlerin içerisinde Amerikan düşmanı varsa bunları temizliyorlar. Rejisör kendi oyununu oynuyor, siz dünyaya başka gözlükle bakıyorsunuz. Gerçek gözlükle baktığınız zaman bir de bakacaksınız ki meseleler bambaşkaymış.”

Erbakan, kendisinden bekleneni sergilememiş, Atatürkçü askerlerin sanık olduğu davalara destek vermemiş, 28 Şubat’ın askerlerinden intikam alacağını söylememiş, yargılama talebinde bulunmamıştı.

ERBAKAN’IN ÖLMESİ BEKLENDİ

Öyleyse…

Erbakan’ın ölmesi gerekiyordu. Hayır, elbette öldürülmedi. Ölmesi beklendi.

27 Şubat 2011’de Erbakan, yaşına bağlı hastalıklar nedeniyle vefat etti. Hemen ardından “Kozmik Oda Kumpası”nın mimarı FETÖ’cü savcı Mustafa Bilgili tarafından soruşturma başlatıldı. İlk gözaltılar 12 Nisan 2012’de yapıldı.

İşin ilginci, “davanın bavulcusu” olarak anılan, şaibeli belgeleri soruşturma başladıktan sonra savcıya getiren eski binbaşı, FETÖ iltisaklı çıktı. Bilirkişi raporlarıyla bunların sahte olduğu ispatlandı. Dosyaya giren CD’de FEM Dershanesi’nin soru kitapçığı bile bulundu.

Davanın mağdurları arasında TSK’den FETÖ bağlantısıyla suçlanarak atılan onlarca askerin yer alması mı dersiniz? Davayı hazırlayan 5 savcı, 13 hâkim, TÜBİTAK’tan 3 bilirkişinin FETÖ suçlamasıyla mesleğinden olması mı?

Kısacası Ergenekon ve Balyoz kimin imalatıysa, bu dava da onun imalatıydı. Ancak çoğu yaşamının son evresindeki 103 insan, yıllarca “28 Şubat öyküleri” içinde şeytanlaştırılmaya, dekor olarak kullanılmaya devam etti.

ERBAKAN’SIZ ERBAKANCILIK

Erbakan’sız 28 Şubat hesaplaşmasının bir kritik anı daha var. O da Erbakan’ın adalet bakanı ve dava arkadaşı Şevket Kazan’ın, mahkemeye gelişi.

Mahkeme Başkanı Fevzi Şıngar “O dönemde size doğrudan bir tehdit var mıydı, şikâyetçi misiniz” diye sorduğunda Kazan herkesi şaşırtan yanıtı verdi:

“Hayır, doğrudan bir tehdit gelmedi. (…) Ben şikâyetçi değilim.”

Kendi avukatının bile beklemediği yanıt, mahkemede dalgalanma yaratınca “Buradaki arkadaşlar içinde değerli arkadaşlarım var” diyerek sözlerini tekrar etti. Kazan’ın konuşmasından sonra, intikam ateşi yakmış bekleyen eski arkadaşları, hem Erbakan’a hem Kazan’a ağzına geleni söyledi.

Nihayetinde 12 Eylül’de darbecilerin modellediği “Erbakan’sız Erbakancılık”, günümüzde 28 Şubat davasıyla, onun bitmeyen mağduriyet edebiyatıyla sürdü. Erbakan’ın kapağını açmadığı dosya, FETÖ ve AKP eliyle bambaşka bir hesaplaşmaya dönüştü. İşin ayrı bir yanı ise “aynı gemideyiz” diyerek siyasi iktidarla ortak bir çizgide buluşan kimi ikircikli muhalifin de söz konusu bahsi pek açmamasıydı.

Bilmem hemfikir misiniz? Ölümden daha garibi var. Artık olmayanın fotoğrafı, dikiş tutmaz bir yakaya iğnelenir. Adı, kendisinin olmayan bir “dava”ya sebep kılınır. Gözünü açıp da yanıt veremez. Ölüm, sonsuz bir kabulleniştir. Ölümün en acı yanı, hayat karşısında çare bulunamaz bu kayıtsızlıktır. Elbette ölülerin avuçlarındaki çizgileri de yaşayanlar değiştirir."

"ASIL TEHLİKE FETULLAH GÜLEN"

Yeni Şafak yazarı Hüseyin Likoğlu, yazısında Necmettin Erbakan’ın MGK toplantısında “Asıl tehlike Fetullah Gülen” dediğini yazdı.

Likoğlu'nun "Erbakan, Fetullahçılar için 28 Şubat MGK’sında ne dedi?" başlıklı yazısının ilgili bölümü şöyle:

“O tarihlerde Fetullah Gülen’in Doğan Medya’nın televizyonlarını nasıl su yoluna çevirdiğini yaşı müsait olanlar hatırlayacaklar. Elebaşı Fetullah’ın, Doğan Medya başta olmak üzere dönemin 28 Şubat medyasının televizyon ve gazetelerinde boy gösterdiği dönemde, Fetullahçı gazetecilerle denk geldiğimiz basın toplantılarında zaman zaman tartışırdık.

‘Muhafazakar insanlara yönelik zulmün dayanılmaz boyutlara ulaştığı Refah-Yol hükümetinin istifa ettirilip Refah Partisi’nin kapatılmak istendiği bir dönemde nasıl olur da Fetullah Gülen, bu medyada böyle açıklamalar yapar’ dediğimde aldığım şu cevabı hala unutamıyorum: “Erbakan bizi MGK toplantısında askerlere hedef gösterdi. Asıl tehlike Fetullah Gülen, siz onun faaliyetlerine odaklanın demiş.’ Fetullahçı bir gazetecinin yıllar önce söylediği bu sözler hiç aklımdan çıkmıyor.”

Yorumlar (0)
26
parçalı az bulutlu
Namaz Vakti 25 Temmuz 2021
İmsak 03:56
Güneş 05:45
Öğle 13:16
İkindi 17:12
Akşam 20:36
Yatsı 22:17
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 40 84
2. Galatasaray 40 84
3. Fenerbahçe 40 82
4. Trabzonspor 40 71
5. Sivasspor 40 65
6. Hatayspor 40 61
7. Alanyaspor 40 60
8. Karagümrük 40 60
9. Gaziantep FK 40 58
10. Göztepe 40 51
11. Konyaspor 40 50
12. Başakşehir 40 48
13. Rizespor 40 48
14. Kasımpaşa 40 46
15. Malatyaspor 40 45
16. Antalyaspor 40 44
17. Kayserispor 40 41
18. Erzurumspor 40 40
19. Ankaragücü 40 38
20. Gençlerbirliği 40 38
21. Denizlispor 40 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 38 86
2. M. United 38 74
3. Liverpool 38 69
4. Chelsea 38 67
5. Leicester City 38 66
6. West Ham 38 65
7. Tottenham 38 62
8. Arsenal 38 61
9. Leeds United 38 59
10. Everton 38 59
11. Aston Villa 38 55
12. Newcastle 38 45
13. Wolverhampton 38 45
14. Crystal Palace 38 44
15. Southampton 38 43
16. Brighton 38 41
17. Burnley 38 39
18. Fulham 38 28
19. West Bromwich 38 26
20. Sheffield United 38 23
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 38 86
2. Real Madrid 38 84
3. Barcelona 38 79
4. Sevilla 38 77
5. Real Sociedad 38 62
6. Real Betis 38 61
7. Villarreal 38 58
8. Celta de Vigo 38 53
9. Granada 38 46
10. Athletic Bilbao 38 46
11. Osasuna 38 44
12. Cádiz 38 44
13. Valencia 38 43
14. Levante 38 41
15. Getafe 38 38
16. Deportivo Alaves 38 38
17. Elche 38 36
18. Huesca 38 34
19. Real Valladolid 38 31
20. Eibar 38 30
Günün Karikatürü Tümü