Abdullah Gül Suskunluğunu Bozdu ve "Parlamenter Sisteme Dönmek Şart'' Dedi ve ''Tabii ki Destekliyorum''

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, uzun bir aradan sonra konuştu! Gül, AK Parti'nin kuruluş ilkelerine dönmesi gerektiğini belirtti. İşte Abdullah Gül'ün önemli açıklamaları...

Abdullah Gül Suskunluğunu Bozdu ve "Parlamenter Sisteme Dönmek Şart'' Dedi ve ''Tabii ki Destekliyorum''

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, uzun bir aradan sonra konuştu! Gül, AK Parti'nin kuruluş ilkelerine dönmesi gerektiğini belirtti. İşte Abdullah Gül'ün önemli açıklamaları...

Abdullah Gül, ülke gündemine, başkanlık sistemine, AKP içindeki bölünmelerle ilgili Karar Gazetesine çarpıcı açıklamalarda bulundu. 

İşte eski 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün açıklamalarının satır başları;

EN İYİSİ TAM DEMOKRATİK PARLAMENTER SİSTEM

* Cumhurbaşkanı iken de parlamenter sistemin Türkiye için daha doğru olduğunu söyledim. Hatta Cumhurbaşkanı olarak yetkilerimin azaltılmasının bile demokratik nizama daha uygun olacağını sık sık ifade ettim. Çünkü o Anayasa’da Cumhurbaşkanına tanınan yetkiler bir darbe anayasasında darbenin başının cumhurbaşkanı olduğu düşünülerek verilmişti. O yetkileri parlamenter sisteme inanan benden önceki Cumhurbaşkanları da kullanmamaya çok özen göstermişlerdir.

* O zaman yeni anayasa taslağı ortaya çıkınca açıkça söyledim. Şimdiye kadar Türk tipi bir parlamenter sistemle yönetildik. Vesayet sistemleri vardı, gölge kabineler vardı. Bunlar Türkiye’nin başına neler açtı. Bundan sonra da Türk tipi bir başkanlık sistemi olmasın dedim. Benim tercihim tam demokratik parlamenter sistemden yanadır. Bunu o zaman da konuştum tavrımı da ona göre koydum.

"AKTİF SİYASETİN İÇİNDE YER ALAMAYACAĞIM"

Ali Babacan'ın kuracağı partide yer alıp almayacağıyla ilgili soruya yanıt veren Gül, "Aslında bunu Ali Bey çok dürüst ve samimi bir şekilde kamuoyuna açıkladı. Ben cumhurbaşkanlığından ayrıldıktan sonra aktif siyasetin içinde olmayacağımı söylemiştim. Ben tutarlı olmaya çalışan bir insanım. Dolayısıyla gündelik siyasetin içinde değilim. Ancak yakıcı memleket meseleleri varken tecrübemi kendime saklayacak bir insan da olmam beklenemez. Memleketimin faydasına gördüğüm temel konularda usulüne uygun bir şekilde siyasete katkı sunmak ve görüşlerimi paylaşmak hem hakkım hem de görevim. Ali Bey parti kurma çalışmalarını sürdürürken kamuoyunu gerektiğinde bilgilendiriyor ve benimle de zaman zaman görüşüyor." dedi.

"BABACAN'I DESTEKLİYORUM"

Ali Babacan'ın önümüzdeki günlerde kuracağı belirtilen yeni partiyi desteklediğini açıklayan Abdullah Gül sözlerini söyle sürdürdü: "Tabii ki destekliyorum. Ali Bey'in karakterine, eğitimine, bilgisine, siyaset üslubuna güvenen ve takdir eden bir insanım."

"CUMHURBAŞKANI ADAYI OLACAK" İDDİASINA DA YANIT VERDİ

Kulislerde konuşulan "Babacan'ın partisinin gelecekteki Cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gül" iddialarıyla ilgili de konuşan Gül, "Bir siyasi partinin kuruluş gerekçesi bir kişiyi cumhurbaşkanı yapmak olabilir mi Allah aşkına. Bu tip yakıştırmaları doğru bulmuyorum. Siyasi partiler her şeyin vakti saati geldiğinde kazanmak için doğru olan ne ise onu yaparlar" şeklinde konuştu.

AK PARTİ KURULUŞ İLKELERİNE DÖNMELİ

* AK Parti'yi kurarken hazırladığımız programlar, beyannameler ciddi bir emek mahsulüydü ve bilinçli olarak yazılan şeylerdi. Aramızdan birinin kalemiyle yazılıp konan şeyler değildi. O zaman onları çok içselleştirenlerimiz vardı.

* AK Parti kuruluş ilkelerinin ve değerlerinin ben hala çok doğru olduğuna, Türkiye için çok geçerli olduğuna inanıyorum. Son dönemlere kadar beni davet ettikleri kongrelere yazdığım mesajlarda da hep onları hatırlattım ve o kuruluş ilkelerine dönmenin çok doğru olacağını söyledim. Türkiye çok olağanüstü dönemlerden geçti. Hain bir darbe teşebbüsü, onun travması, bütün bunlar yaşandı.

* Türkiye'yi buradan süratli bir şekilde çıkarmanın yolu, gelişmiş demokrasilere sahip ülkelerdekine benzer bir demokratik nizamı, yüksek hukuk prensiplerini ihdas etmek ve insan hakları ilkelerini bihakkın uygulamakla mümkün. Türkiye’nin bugün karşılaştığımız sıkıntılardan süratli bir şekilde kolaylıkla çıkabileceğine ve bunun da ekonomik kalkınmayı beraberinde getireceğine inanıyorum. Açık söyleyeyim, bunları kimler başarabilirse onlar Türkiye’ye en hayırlı hizmeti yapmış olur. Aksi takdirde gündelik meselelerle bocalayıp kendi kendimizi boş yere tüketmiş oluruz.

TÜRKİYE VE MISIR İLİŞKİLERİ DÜZELMELİ

*Ülkelerin hükümetleri ve hatta rejimleri değişebilir. Uzun vadeli çıkarlar açısından halklar ve devletlerle ilişkileri büyük düşmanlıklara çevirmemek gerekir. Maalesef, bugün itibarıyla çok hüzün verici ve talihsiz durumlarla karşı karşıyayız. Bu sorunlar bölge ülkelerinin yönetimlerinin uyguladıkları basiretsiz politikaların sonuçları. Ülke yönetimi büyük bir sorumluluk ve bu sorumluluk duygusu içerisinde hareket edilmeyince sonunda gelinen manzara maalesef vahim oluyor.

Mısır, Arap ve İslam dünyasının en önemli ülkelerinden birisidir. Son yıllara kadar bütün Arap ülkelerinin liderlerinin tahsil yapmak için gittiği yer Kahire'ydi. Bizim açımızdan baktığınızda da Akdeniz'i bir elmaya benzetirseniz ki, iki yarısı gibidir Türkiye ve Mısır. Dolayısıyla Türk-Mısır ilişkileri günlük meselelerin çok ötesinde dikkatle ele alınmak durumundadır, her iki ulusun çıkarları açısından çok önemli bir konuma sahiptir. Ama maalesef bugünkü durum da malûm. Ümit ederim ki nihayetinde aklı selim ile ilişkileri olması gerektiği yere taşıyacak bir yol bulunur.

Güncelleme Tarihi: 18 Şubat 2020, 13:01

Ahmet Kacir

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER