ETİĞİ GEÇTİM, ELİF-BA ’ SINA RAZIYIM.!


Kemal Karanfil (Emekli Hakim)

Kemal Karanfil (Emekli Hakim)

28 Mart 2019, 13:35

ETİĞİ GEÇTİM, ELİF-BA ’ SINA RAZIYIM.!
Bilindiği üzere 14 Mart 2019 tarihinde, Hakimler ve Savcılar Kurulu, hakim ve Cumhuriyet savcıları tarafından uymaları gereken yargı etiği ilkelerini Resmi Gazetede yayımladığını duyurdu.
Hakimlerin görevlerini hangi esaslara göre yapmaları gerektiği konusunda mevzuatımızda açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bununla birlikte, bu konudaki en önemli uluslararası metin Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu’nun 23 Nisan 2003 tarihli oturumunda kabul edilmiş olan Bangolar Yargı Etiği İlkeleridir. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun 27.06.2006 gün ve 315 sayılı kararı ile de bu ilkelerin benimsenmesine karar verilmişti.
Bu belgede altı temel değerden bahsedilmiş ve bu değerlere ilişkin ilkeler tanımlanmıştır. Bu ilkeler bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk ve tutarlılık, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat olarak sayılmış. Umarım ilan edilen bu etik ilkelerin akibeti, 2014 yılında HSYK seçimlerine giren Yargıda Birlik Platformu’ nun ilan ettiği, ancak seçimleri kazandıktan sonra çöp tenekesine attığı vaatleri gibi olmaz..!
YA ETİK İLKELERDEN DAHA ÖNEMLİ İLKELER İHLAL EDİLİYORSA…?
N e acı ki bugün hukukun a-b-c si, elifbası, yani olmazsa olmaz ilkeleri bizzat yargı mensupları tarafından ihlal edilmektedir.
Özellikle ceza hukukunda mutlaka olması gereken ve M.Ö 459 tarihli 12 Levha Kanunlarıyla gündeme gelen, öngörülebilirliği sağlayıp keyfiliği önleyen- “Suç ve cezada KANUNİLİK ilkesi,KIYAS YASAĞI”, “Suç ve cezanın Şahsiliği ilkesi”, “ Kanunların geçmişe uygulanma yasağı”, “Masumiyet ilkesi”, “Lekelenmeme hakkı”, “Kanunların eşit olarak uygulanması” gibi çok temel ilkeler, ceza hukukunda, özellikle düşünce ve terör davalarında uygulanmamaktadır.!
UYGULANMAYAN, ÇOK TEMEL CEZA HUKUKU İLKELERİNE ÖRNEKLER:
1-SUÇ VE CEZADA KANUNİLİK İLKESİ- KIYAS YASAĞI
“Kanunsuz suç ve cezanın olamayacağı” yolundaki genel hukuk kuralı, demokrasiyi yönetim biçimi olarak benimsemiş tüm uygar ülkelerde genel kabul görerek evrensel bir kural haline gelmiş olup, aynı ilkeyi benimseyerek pozitif hukuk alanına taşıyan 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesinin ilk fıkrasında, “kimse, kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz” kuralına yer verilerek “suçun yasallığı”, üçüncü fıkrasında da “ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur” kuralına yer verilerek “cezanın yasallığı” ilkeleri getirilmiştir. 
Anayasa’nın 7. ve 87. maddeleri gereğince yasama yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne ait olup, bu yetki devredilemez.
ANAYASADAKİ AÇIKLIK KARŞISINDA YÜRÜTMENİN SUÇ OLUŞTURABİLMESİ OLANAKLI DEĞİLDİR. ( Anayasa’nın 91.) 
“Kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesinin esası, yasa tarafından suçun, yani ne gibi eylemlerin yasaklandığının hiçbir şüpheye yer verilmeyecek biçimde belirtilmesinden ve buna göre cezanın yasayla belirlenmesinden ibarettir. Kişinin, kanunla yasaklanan eylemleri ve bunların cezalarını önceden bilmesi gerekir. Bu durum, kişinin temel hak ve özgürlüklerinin güvencesidir. Yasayı bilmemenin özür sayılamayacağı bir ceza hukuku ilkesi olduğuna göre, yasanın herkesçe anlaşılacak ölçüde açık olması da bunun doğal sonucudur. AYM Esas Sayısı : 1996/11 Karar Sayısı : 1997/4 Karar Günü : 29.01.1997
Bu ilke TCK md.2 de “- (1) Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.” Şeklinde tanımlanmıştır.
BU ÖNEMLİ İLKENİN İHLAL EDİLDİĞİ İLE İLGİLİ SOMUT ÖRNEKLER:
Türk Ceza Kanunu ve 3713 sayılı Terörle mücadele Kanununda, cebir ve şiddeti teşvik etmeyen basın açıklaması yapmak, 
-Twit atmak, 
-Barış istemek, iktidarı eleştirmek, 
-Bylock vb bir program kullanmak, 
-Zekat, sadaka vermek, 
-Sohbet yapmak, 
-Özel bir okulda çalışmak, 
-Bir sendikaya üye olmak, 
-Özel bir bankaya para yatırmak,veya batmamasını istemek,
-Gazete abonesi olmak, 
-Özel bir okulda çalışmak, 
-Kurban kesmek, bağışlamak suç olarak düzenlenmediği halde bugün bu fiiller, terör veya teröre yardım suçu olarak işlem görmektedir.
Hatta bu iş o kadar abartıldı ki, Bir bankanın bölge müdürüne “ Neden çalıştığın bankanın batmaması için çalıştın, para yatırın” dedin, Neden bölge müdürü olduğun bankada hesabın var?” Başka birisine de, “Kurban bayramı olmadığı halde neden kurban kestin, bağışladın?”denecek kadar iş çığırından çıkarılmıştır.( İsteyene dosya noları verilebilir )
Oysa bu fiillerin aynısını iktidarı destekleyen gruplar yaptığı halde herhangi bir takibata maruz kalmaz, hatta protokolde ağırlandığı halde, iktidarı desteklemediğini açıkça ilan eden bir kesim tarafından yapılınca en ağır yaptırımlarla karşı karşıya kalmaktadırlar.
Hem suç denilen bu fiillerin çoğu Anayasanın başlangıç bölümünde temel hak ve Hürriyetler bölümünde sayılmış iken.! ( AY md. 15,22,24,25,26,48,51 vs.)

ANAYASADA SAYILAN BU TEMEL HAKLARIN İHLALİ TCK. DA SUÇ OLARAK DÜZENLENMİŞTİR.
Örneğin,
Eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi 
Madde 112- (Değişik: 2/3/2014-6529/12 md.)
(1) Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla;
a) Devletçe kurulan veya kamu makamlarının verdiği izne dayalı olarak yürütülen her türlü eğitim ve öğretim faaliyetlerine,
b) Kişinin eğitim ve öğretim hakkını kullanmasına,
engel olunması hâlinde, fail hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi-TCK-114
İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme-TCK -115
Madde 115- (1) Cebir veya tehdit kullanarak, bir kimseyi dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya veya değiştirmeye zorlayan ya da bunları açıklamaktan, yaymaktan meneden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi-TCK-118
Madde 118- (1) Bir kimseye karşı bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 
(2) Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Ortak hüküm
Madde 119- (1) Eğitim ve öğretimin engellenmesi, kamu kurumu veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetlerinin engellenmesi, siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi, inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme, konut dokunulmazlığının ihlali ile iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçlarının;
………….
e) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
İşlenmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır. 
Haberleşmenin engellenmesi TCK md.124,Haberleşmenin gizliliğini ihlal-TCK132
GÖRÜLDÜĞÜ ÜZERE, 
Türk ceza Kanunu 115 ve devamı maddeleri ile korunan ve ihlal edenlere 5 yıla kadar hapis cezası öngörülen ANAYASAL HAKLARINI KULLANANLAR BUGÜN NE YAZIKKİ TAKİBATA UĞRAYARAK TUTUKLANMAKTA VE TERÖR GİBİ ÇOK AĞIR BİR SUÇLAMA İLE YARGILANARAK HUKUK AYAK ALTINA ALINMAKTADIR. Hak ve adaleti dağıtmak, mütecavizlere karşı vatandaşları korumak için Devletin aylık ödediği hakim ve savcılar eliyle…! 
Bu durum anayasal düzenin yok edildiği, hukuk yerine siyasi söylemlerin, tercihlerin yasa olarak uygulandığını gösterdiğinden büyük bir suç ve günah olduğunu söylemeye gerek yok herhalde. 26.3.2019 

Kemal KARANFİL

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.