Piyasada dolar şoku: İşte en çok etkilenen sektörler: TL’nin dolar karşısında yüzde 27 değer kaybetmesi maliyetleri artırdı, birçok ara malına yüzde 40’ı bulan zam yapıldı. Döviz her sektörü etkiledi.

Türk Lirası, yılbaşından bu yana dolar karşısında yüzde 25-27 arasında değer kaybetti. Dövizde durdurulamayan bu artış sadece cep telefonlarında tüketicilere yüzde 25 zam olarak yansıdı.

Satış düştü

İnşaat malzemelerinde artan maliyetler sonucu 2018’in başından itibaren çimentoya yüzde 10, betona yüzde 15, demire yaklaşık yüzde 40 zam geldi. Bu durum hem müteahhitleri hem de satın alma/kiralama iştahını olumsuz etkiledi.

Yüksek kurun etkisiyle fiyatı yükselen otomobil satışları da Ocak 2018’den bu yana sürekli düşüyor. 2017 Ocak-Haziran aralığında 401 bin araç satılırken, bu yılın aynı döneminde bu sayı 47 bin 810 adet azalarak 353 bine geriledi. Otomotiv pazarı da yüzde 11.92 daraldı.

Fatura kabardı

Türkiye’nin yıllık enerji ithalatı ortalama 55 milyar dolar. Bu durum döviz kurundaki her artışla birlikte benzin ve motorine zam üstüne zam yapılmasına neden oluyor. ÖTV indirimi uygulanmasaydı, 12 kuruşluk son zamla benzin fiyatı 6.57 TL’yi aşacaktı.

Dövizdeki artıştan turizmin olumlu etkilendiği ifade edilse de bu alandaki harcamaların artmaması dikkat çekiyor. Oda fiyatlarının hala 2014’ün gerisinde kalması sektörün karlılık düzeylerini de etkiliyor.

‘Kitap fiyatı yüzde 25 artsın'

Türkiye’nin kağıt ve kağıt ürünleri sektöründe dışa bağımlı olmasından dolayı döviz kurunun olumsuz etkilediği bir diğer sektör de yayıncılık sektörü oldu.

Bu yıl kurdaki artıştan bağımsız olarak birinci hamur kitap kağıdına yüzde 10 zam geldiğini belirten Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk, kurdaki artışın kağıt maliyetlerine etkisinin yüzde 30 olduğunu kaydetti. Bu artışın yayınevlerine olan maliyetinin ise yüzde 15-25 yansıdığını anlatan Kocatürk, maliyetler sürekli artarken kitaplara ancak yüzde 5-10 oranında zam yapılabilmesinin, yayıncıları zora soktuğunu ifade etti. Kocatürk, “Matbaaların hammadde malzelemeri de ithal. Döviz ne kadar artıyorsa bizim maliyetlerimiz de aynı oranda artıyor. Ama aynı oranda zam yapamıyoruz. Bazı yayınevleri kitaplara 2018 Haziran’dan itibaren yüzde 5-10 zam yaptı, bazıları hiç yapmadı. Kitaplardaki zam oranının, maliyetlerdeki artışa paralel olarak yüzde 20-25 artması gerekiyor” diye konuştu.

Havayolu şirketleri seferleri azaltabilir

Havayolu şirketleri de yükselen kurdan etkilendi. Küresel piyasalarda yıla 66.87 dolardan başlayan brent petrolün fiyatı, geçen cuma günü 75 dolara yaklaşmıştı. Son bir yıldaki artış  yüzde 44’ü bulunca, havayolu şirketlerinin kış seferlerinin sayısını azaltmaya hazırlandığı ve bilet fiyatlarına zam yapacakları konuşuluyor.

İş dünyası: Dolar 4.30 olsun

İş dünyası para politikası ve dövizdeki gelişmelerde tek elden açıklamaların önemine vurgu yaptı ve kurda istedikleri maksimum seviyeyi verdi. Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Başkanı Abdurrahman Kaan, “Kurda maksimum seviyenin 4.30 gibi olduğunu düşünüyoruz” dedi.
Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’la görüşen Kaan, vergi sisteminin sadeleştirilmesi gerektiğine de dikkat çekerek, “İş insanı olarak bizler daha sade vergi sistemiyle hareket etmek istiyoruz” diye konuştu.

Türkiye'de belli gramajlarda kağıda ulaşımda sıkıntı yaşanıyor. Yurt dışında bazı kağıtların üretimi yavaşlamış durumda...

Türkiye'de belli gramajlarda kağıda ulaşımda sıkıntı yaşanıyor. Yurt dışında bazı kağıtların üretimi yavaşlamış durumda. Döviz artışıyla kağıt fiyatları yükselirken yayınevleri de kitap basımı konusunda hükümetten düzenleme yapmasını bekliyor. Hal böyle olunca, akla SEKA (Türkiye Selüloz ve Kağıt Fabrikaları A.Ş) geldi. 

Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk bu konuyla ilgili "Pandemi ile birlikte üretim maliyetlerinde ciddi artış söz konusu. Yılbaşından itibaren %60'a yakın fiyat artışlarıyla karşılaştık. Kitap kağıdında %55 ile %60 arasında bir artış söz konusu” ifadelerini kullandı. 

“Birinci hamur kağıdında zam %120'yi aşmış durumda” diyen Kocatürk şunları söyledi: 

“Bu üretim maliyetleri nedeniyle yayıncı arkadaşlarımız üretim planlarını gözden geçirmekte ve bu zamlı fiyatlarla okurlarıyla arasındaki bağı korumaya çalışırken kitap fiyatlarını belirlemekte bir hayli zorlanmaktalar. Bir çözüm yolu olarak Türkiye'de özelleştirme ile kapanan kağıt endüstrisini tekrar ayağa kaldırmamız, kendi kağıdımızı üreteceğimiz döneme kadar da devletin kağıt ithalatı konusunda yayıncılık sektörünü sübvanse etmesi gerekiyor. Aksi takdirde yazılı kültürümüzde kültürel çeşitlilik olumsuz yönde etkilenecektir.”

“ESAS TEHDİT DÖVİZDEKİ DURDURULAMAZ ARTIŞ”

Yayıncılar Birliği’nin bu açıklamasını yayınevlerine sorduk.

Kırmızı Kedi Yayınevi Halkla İlişkiler Müdürü Masum Gök, Odatv’ye yaptığı açıklamada “Belli gramajdaki kağıtların tedarikinde yaşanan sıkıntı Türkiye’ye özgü bir durum değil, Avrupa’da da yaşanıyor. Bu durumun kalıcı olacağını düşünmüyorum, yakın bir zamanda çözülür” dedi.

“Yayıncılık dünyasını esas tehdit eden durum dövizdeki durdurulamaz artış” diyen Gök açıklamasını şöyle sürdürdü: 

“Birçok sektörde olduğu gibi kağıt sektöründe de dışa bağımlı bir ülke olduğumuz için döviz kurunda yukarıya doğru bir hareketlilik bizi ciddi anlamda olumsuz etkiliyor.

Kuşe kağıtlar ve kapak kağıtların tonu, geçen yılın başında 750 dolar civarındayken şu anda bin 500 dolara çıktı. Diğer kağıt türlerinde de durum buna yakın. Yayınevlerinin son bir yılda matbaa giderleri yüzde 40 artmış durumda. Bastığı kitap aynı, hatta daha az ama matbaa giderlerinde büyük bir artış var. Bunun nedeni dolardaki artış. Yayıncılık dünyası döviz kuruna bağlı olarak giderlerinde yaşanan ciddi artışı tam olarak okurlara yansıtmadı. Ancak bugünden sonra yayınevleri de yayımladıkları kitapların etiket fiyatlarına bu olumsuz tabloyu maalesef yansıtmak durumunda kalacaklar. Süreç kitabın lüks tüketim malzemesi haline dönüşmesine doğru gidiyor.

Hükümetten ciddi bir destek gelmezse (Örneğin kağıtta KDV’yi düşürmek veya sıfırlamak gibi.) birçok yayınevi kitap yayımlamakta ciddi tasarrufa gidecek. Örneğin ayda 10 kitap basan bir yayınevi ayda 4-5 kitap basacak. Bir de şöyle bir durum var: Türkiye’de az satan kültürel hayata önemli katkısı olduğunu düşündüğüm yabancı telif eserler var. Bu kitapların da telif ödemeleri dolar veya euro üzerinden yapıldığı için yayınevleri de yaptığı kar-zarar hesabına göre bu kitapları yayımlamaktan vazgeçecek.

Bu süreç alım gücüne darbe vururken bununla birlikte kültürel hayatımızı da ciddi şekilde etkiliyor. Alım gücü belki bir-iki yıla eski haline dönebilir ama kültürel hayata vurulan darbenin onarılması onlarca yıl sürebiliyor.

Biz Kırmızı Kedi olarak bu sürece direnmeye devam ediyoruz. Bu durumu okurlarımıza çok fazla yansıtmamaya çalıştık/çalışıyoruz. Ama bu bizim veya başka yayınevlerinin direnmesiyle aşılacak bir durumu geçti. Hükümetin bu duruma acilen el atması lazım.”

Kırmızı Kedi Yayınevi Halkla İlişkiler Müdürü Masum Gök

“KAĞIT VE KARTONLAR ÜRETEMEZSEK GELECEKTE SIKINTI YAŞAYACAĞIZ”

Şule Yayınları ise “Kağıtçılarda kağıt yok. Ne olacağı belli değil. Üretim yakında durabilir. Yayıncılar artık satmaktan mı satmamaktan mı yana. Kağıt sıkıntısı devam ederse birkaç ayda kitap basılamayacak duruma gelecek. Bu konuda belirsizlik hakim” dedi.

Odatv’ye konuşan Yeditepe Yayınevi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Karagüllüoğlu da “Dünya genelinde kağıt fiyatlarında USD bazında yaşanan anormal bir artış ve bunun yanı sıra kurdaki bu dalgalanmalarla beraber kağıt fiyatları ciddi oranda artmaktadır. Matbaa üretim maliyetlerinin artması da kitap fiyatlarına zam olarak yansıyacaktır. Bundan ötürü kitap çeşitliliğinde bir düşüş bekliyoruz. Önümüzdeki Ocak, Şubat ve Mart aylarında da kağıt ithalatında sorun çıkacağını öngörmekle birlikte bu ürün çeşitliğindeki düşüş daha da sert olacaktır. 2022 yılının zorlaşan şartlarına ayak uyduracağız” ifadelerini kullandı. 

Kağıt ithalatı yapan firmalardan Nota Basım ise Odatv’ye yaptığı açıklamada şunlara dikkat çekti: 

“Kağıt ithalatında temel sorun yükleme. Kağıt yüklemeleri Uzak Doğu’dan Çin’den yapılıyor. İthalatta kullanılan konteynır fiyatları 10 kat arttı. Bu sebeple konteynır bulmakta zorlanılıyor. Türkiye’de TL bazlı artış söz konusu olduğu için, tedarik ve kağıtstoğu problemi yaşanıyor. Çin’den gelen konteynırlar ABD’de de kullanılıyor. Bu sebeple ABD’den kısa sürede gelmeyen konteynırlar Uzak Doğu yüklemelerinde kullanılamıyor.”

Yeditepe Yayınevi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Karagüllüoğlu

Konu ile ilgili konuştuğumuz İstanbul Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Ahmet Güleç ise “Türkiye’nin kağıt üretimine önem vermesi gerekiyor.  SEKA kapatılınca kağıtüretiminde sıkıntı yaşandı. Bu sebeple bunun önüne geçilmesi gerekiyor” dedi.

Kağıt ve Orman Ürünleri Birliği Başkanı Ahmet Güleç ise yaptığı açıklamada şu noktalara değindi:

 “Dövizde yaşanan artış ciddi bir sıkıntı yaratıyor ama asıl sorun yüzde 100 selüloz bazlı kağıtların şu anda termin ve tedariki. Ülkeler öncelikle kendi pazarlarına yöneliyorlar ve öncelikle kendi pazarlarında satmayı düşünüyor. İkinci ve üçüncül gördükleri pazarlardan biraz daha uzak duruyorlar. İthal kağıt krizinde asıl problem bu gözüküyor. Ne yazık ki yüzde yüz selüloz kağıt ve kartonlar üretemezsek gelecekte de Türkiye bu konuda sıkıntı yaşayacak gibi duruyor.” 

SEKA YENİDEN GÜNDEMDE 

Yayınevi yöneticileri, döviz artışıyla baş gösteren kağıt sorununda SEKA’yı işaret etti. 

Peki, geçmişten günümüze SEKA nereden nereye geldi?

Türkiye’de endüstriyel kağıt üretimi için ilk kağıt fabrikasının temeli, dönemin Başbakanı İsmet İnönü tarafından 14 Ağustos 1934 tarihinde İzmit’te atıldı. İsmet İnönü açılış konuşmasında şunları söylemişti: 

Fabrika inşası ve kurulumu bittikten sonra 18 Nisan 1936 tarihinde Cumhuriyet Döneminin ilk kağıdı üretildi. İlk kağıt üretiminden sonra, dönemin Ekonomi Bakanı Celal Bayar tarafından 6 Kasım 1936 tarihinde Sümerbank Kağıt ve Karton Fabrikası adı altında resmi açılışı yapıldı. 

1944 yılında İzmit’te ikinci kağıt fabrikası, 1954 yılında da üçüncü kağıt fabrikası üretime geçti. 1955 yılında Türkiye Selüloz ve Kağıt Fabrikaları İşletmesi Kanunu yürürlüğe girdi. Böylelikle SEKA özerk bir yapıya sahip oldu. 

SEKA, 1936 yılında yılda 10 bin tonluk kapasite ile üretime başladı. Bundan sonraki yıllarda planlı dönemde sürdürülen kapsamlı bir yatırım ve teknoloji yenileme çalışmaları ile SEKA işletmelerinin kurulu kapasitesi 1980'e değin her on yılda ortalama 2.5 misli büyüdü ve yılda 617 bin tona ulaştı.

SEKA, 1998 yılında işletme özelleştirme kapsamına alınıp anonim şirkete dönüştürüldü. 

8 Kasım 2004 tarihinde Özelleştirme Yüksek Kurulu SEKA’nın giderlerinden ötürü ülke bütçesine zarar verdiğini belirterek fabrikanın kapatılması kararını verdi. İşçiler ve İzmit halkı direnişe geçti. Fabrikada örgütlü olan Selüloz-İş Sendikası bir dizi eylem başlattı.  İşçiler, emekliler ve halk 51 gün boyunca fabrikaya kapanarak bu karara tepki gösterdi. Günler süren direnişten sonra hükümet ve sendikalar arasında uzlaşıya varıldı. Ve 10 Mart 2005 tarihinde SEKA’nın belediyeye devredilmesine karar verildi. 

SEKAPARK

SEKA İZMİT FABRİKASI ARTIK “SEKAPARK”

Fabrika 2005 yılında kapatıldı. İşçilerin bir bölümü emekli oldu, bir bölümü Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'nde çalışmaya başladı. SEKA'nın İzmit Körfez'i kıyısında yer alan 500 dönüm arazisi belediyeye verildi. Büyükşehir Belediyesi burada bir kent parkı inşa etti. Eski fabrika binaları ise film platosu, bilim merkezi ve kağıt müzesi olarak değerlendirildi.

BALIKESİR KAĞIT FABRİKASI YANDAŞA 

1981’de Balıkesir’de inşa edilen fabrikanın toplam maliyeti 198 milyon dolardı. 198 milyon dolara mal olan Balıkesir fabrikası 2003 yılında 1.1 milyon dolara Albayrak Grubu’na satıldı. Danıştay bu karara itiraz etti ve bu rakama özelleştirilemeyeceğini söyledi. Karar tam 5 defa iptal edildi. Albayraklar ise fabrikayı iade etmedi. 9 yıl sonunda yapılan bir yasal düzenlemeyle karar Bakanlar Kurulu’na bırakıldı. Bakanlar Kurulu fabrikayı Albayraklar’a verdi. SEKA Kağıt Fabrikası, 19 yıl aradan sonra 2019 yılında Varaka ismiyle yeniden üretime başladı. Tesis, hurda kağıttan üretim yapıyor. 

GİRESUN KAĞIT FABRİKASININ YERİNE TOKİ KONUTLARI 

Necmetin Erbakan’ın damadı Mehmet Altınöz’ün Yönetim Kurulu Üyesi olduğu Milda Kağıt Sanayi 2003 yılında özelleştirme kapsamında Giresun Seka Aksu Kağıt Fabrikası’nı devletten 3.5 milyon dolara satın aldı. Milda üretim yapmak yerine,  makineleri 11 milyon liraya, araziyi ise 68 milyon liraya sattı. Yıkılan fabrikanın yerine ise TOKİ 2015 yılında 1500 konutluk TOKİ Aksu Konutları projesini yaptı.

Cansu Karakuş – Fidan Cansu