EKMEK BİTERKEN, BİZLER NASIL UYUTULDUK?-1


İshak Beyazay

İshak Beyazay

31 Mayıs 2019, 01:51

TÜRKİYE UYANIYOR YAZI DİZİSİ

Yıl 2016

Aylardan 14 Ekim

Dönemin başbakanı Binali Yıldırım, Ödemiş’te “Milli Tarım Projesi’ni açıkladı ve şöyle dedi:

“Milli Tarım Projesi’nin ikinci bölümü hayvancılıkta. Hayvancılıktaki model, esas itibarıyla yerli üretimi destekleme modeli. Bu ne demek, kendi hayvan varlığımızı arttırmak. ‘eti ucuzlatacağım, et ihtiyacını karşılayacağım ’diye bu kadar zengin toprakları olan, bu kadar imkânı olan bir ülkenin, sürekli ithalat yapması akıllı bir iş değil. Onun için 25 ilimizde mera hayvancılığı yetiştirici bölgeler oluşturuyoruz… Burada söylediğimiz söz senettir. Kafa karışıklığı olmasın” Dönemin başbakanı Yıldırım “sözüm senettir” diyor.

“Sözüm senettir” diyen başbakanın bulunduğu hükümet kendi içerisinde et fiyatları ve et spekülatörlerine karşı yürüttüğü mücadelede bakanını da görevinden almıştır. Faruk Çelik bunlardan biri.

19 Temmuz 2017 tarihinde bakanlık görevinden alınan Faruk Çelik ne demişti?

-“Kendi topraklarımızda kendi hayvanımızı üretip, kendi besimizi üretip, kesip soframıza getireceğiz.” Tarih:14 Mart 2017

-“Kırmızı et piyasasında fiyatları tırmandırma gayreti içinde olanları görmezden gelemeyiz. Piyasaları speküle edici girişimlere kesinlikle izin vermeyeceğiz.” Tarih:25 Mart 2017

-“Yeteri kadar hayvanımız söz konusu ama spekülatörlerin malum yaz aylarında, ramazan ayında, kurban bayramına giden bu süreçte istismara dönük bazı uygulamalar yaptıklarını izliyoruz, gözlüyoruz.” Tarih: 12 Haziran 2017

-“Haksız kazanç sağlayanlar ve piyasada 80 milyonun çok daha pahalı tüketimine vesile olanlar var. Onları biz izliyoruz ve bunlar 5-6 firmadan ibarettir. Bunlara müsaade etmeyeceğiz.” Tarih: 8 Temmuz 2017

Bunca söyleme rağmen kazana 5-6 et firması oldu. Bakan Faruk Çelik koltuğundan oldu ve bu mücadelede yalnız bırakıldı. Şimdi burada şunu milletçe sormamız gerekmiyor mu? Bu bakanı görevden alan kendi hükümeti değil mi? Neden; Faruk Çelik ülkenin kanını emen bu şirketlere karşı mücadelesinde Sayın Cumhurbaşkanı desteklemedi? Cumhurbaşkanının ne gibi bir bildiği olabilir? Kendi bildiğini hayata geçirdi de et mi ucuzladı?

Kim bu 5-6 et firması. Ben kitabımda olsun, köşe yazılarımda olsun, AKP iktidarı döneminde ülkemiz çokuluslu şirketlerin kıskacına girdiğini hep yazdım. Asıl beka sorununun bu olduğuna inanıyorum. Gizli işgal olarak da adlandırıyorum.

Bu ithal edilen et ve canlı hayvanları Türkiye için toplayan kimlerdir? Bu firmalara kimler ortaktır? Kimler komisyon almaktadır? Zaten bu soruların cevabını bulsak, neden pahalı et yediğimizi de öğrenmiş olacağız.

Türkiye’de hayvancılığın tarımın birçok alnında olduğu gibi planlı bir biçimde adım adım bitirildi. 2-3 Lira UCUZ ET Alacak diye market market bu millet dolaştırıldı. Ucuz et, ithal et, lop et, tartışmaları ile gündeme oturan canlı hayvan yetiştiriciliğinin içinde bulunduğu derin sorunların dününde, Karadeniz’deki fındık üreticisinin çıkmazı gündemdeydi. Ondan sonra gündemde Adıyaman’da tütün üreticisinin boynuna geçirilen üretim yasağı prangası vardı. Daha önce de ‘zeytinlikleri koruma yasasının’ gevşetilerek zeytinlik alanların imara açılma imkânlarının zorlanması gündemimizdeydi. Pamuk üretimi ve üreticisi nicedir sinsi bir baskı altında, pancar üreticisine dokun bin ah işit.

Küresel güçlerin hedefi ne?

Ülkemizde kişisel cabalarıyla üretimi her türlü olumsuz şartlara ve planlı engellemelere ve operasyonlarına rağmen inatla sürdürmekte olan bağımsız çiftçilerin yıldırılarak, üretimden vazgeçirtilip topraklarını terk ettirmek gizli tutulan gerçek amaç! Özellikle ifade etmek istiyorum ki; Türkiye’de hayvancılığın gerilemesi ‘arızi’ değildir, uygulanan planlı sinsi girişimlerin sonucudur. Türkiye’de 1950’lerden bu yana, özellikle de son 20 yılda kırsalda yaşan nüfusun büyük bir bölümü şehirlere göç ettirilmiştir ve göç sürekli teşvik edilmekte hatta üstü kapalı olarak zorlanmaktadır. Köylerde yaşayan insanlar doğal olarak tarım ve hayvancılıkla geçinirler. Onları şehirlere çekerseniz kim ekip biçecek, hayvan yetiştirecek? Kabaca hesap edersek 1980’lere kadar Anadolu köylerinde yaşayan insanların ortalama 2-3 ineği, 5-10 koyunu, keçisi olurdu denilebilir. Her sene yavrulayan inekler (ineğin süt vermesi için hamile kalıp, yavrulaması lazım) yaşadıkları süre boyunca büyükbaş sayısının artmasını da sağlarlardı.

Bir düşünüm… Milyonlarca köylünün şehirlere göç ettirilmesi, tarımsal üretim ve hayvancılıkta sayısal olarak çok daha büyük bir gerilemesine neden olmaz mı? Üretimden düşen bu insanlar, doğal olarak gittikleri şehirlerde de yiyip içmeye de devam edecekler, yani bu insanlar üretici iken, tüketici konumuna geçeceklerdir. O zaman bu insanların da beslenmesi için bir yerlerden gıda temini zarureti doğmayacak mı? Hesap basit: şehre göç eden 1 milyon köylü, daha önce şehirlerde besledikleri insanlar ile birlikte en az 5 milyon yeni beslenecek boğaz demektir. Neden Anadolu insansızlaştırılıyor? Burada amaç ne olabilir? Hükümet hayvancılığı ve tarımı ileri seviyeye götürmesi ülkemizi dışa bağımlılıktan kurtarması çok mu zor? Tabii ki değil!

O zaman soru şu?

Neden bu konuda başarısız? Her türlü önleme rağmen et hala pahalı. Amaç çokuluslu şirketleri kazandırmak mı?

HİJANİ ailesini duydunuz mu?

Angos Hayvancılık Gıda Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Mısır uyruklu Mohamed Ragap Mohamed Youssef ile Ürdün uyruklu Tareq İssam Khaleel Hijani tarafından 31 Ağustos 2010 tarihinde kuruldu. Son sermaye artışıyla şirket hisselerinin 99,9’Hijazi’ye geçti. Bir yılda 1,5-2 milyon hayvan ithal ediyor ve Türkiye sayesinde Hijani-Ghosheh gurubu et sektöründe dünyanın tekel şirketleri arasına girdi. Ürdün merkezli bu şirket Et ve Süt Kurumu, Ürdün merkezli Hijazi firması ile 250 bin başlık besilik hayvan ithalat sözleşmesi imzaladı. Bu rakam yüzde 50 oranında da artırılabilecek. 3.40 dolardan sözleşme imzalanırken, 250 bin besilik hayvanın 100 bini bu yıl geriye kalanı da 2018 Nisan ayına kadar Et ve Süt Kurumu’na teslim edilecek. Firma söz konusu besilik hayvanları Uruguay’dan getirecekti. Et ve Süt Kurumu, besilik hayvan ithalatında sözleşmeleri Kamu İhale Kanunu’nun 3 A maddesine göre yaparken, tek bir firmadan bu kadar yoğun bir alımın yapılacak olması kanunun ilgili maddesinin ruhuna aykırı bulundu. Hijazi sahip olduğu gemi filosu ile dünyanın her yerine canlı hayvan taşıyor. Grubun elinde çeşitli ülkelerde kurulu çiftliklerde bulunan milyonlarca hayvan bulunuyor.  15-20 kadar “yüzer çiftlik” olarak tabir edilen gemileri olan ve lojistik altyapısı çok güçlü olan grubun düşük fiyat politikası ihalelerde öne çıkmasına yol açıyor. Hijazi ailesinin Türkiye’de on çiftliği bulunuyor. (Devam edecek)

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.