''Sanatçı Ytiştirmek Duble Yol ve Köprü Yapmak Gibi Bir Şey Değil Maalesef!''

''Sanatçı Ytiştirmek Duble Yol ve  Köprü  Yapmak  Gibi Bir Şey  Değil  Maalesef!''
19 Ocak 2019 Cumartesi 21:13

TRT DE MAFYALAŞIYOR...

Bütün iktidarların ruhunda zorlama vardır.

Cumhuriyetin modernlik politikasıyla gelen kültürel devrimler, benliği yeni anlam içerisinde inşaya yöneliyor.

İnsanların sosyal benliği bu yeni kültürel diretmelerle biçimlenir. Sanat faaliyetleri, diziler, sinema filmleri bu biçimlemede önemli oranda rol oynar.

Bu bağlamda ;

“Yeni Akit Yazarı Ali Osman Aydın, son zamanlarda Ak Parti çevrelerinde sorgulanan ‘kültürel iktidar’ olamama durumunu değerlendirdi.”

“Yeni Akit Yazarı Ali Osman Aydın, son zamanlarda Ak Parti çevrelerinde sorgulanan ‘kültürel iktidar’ olamama durumunu değerlendirdi. Aydın, ‘Canlı bir kültürel ortam meydana getirmek, sanatçı yetiştirmek duble yol ve köprü yapmak gibi bir şey değil maalesef. Eğer kültür ve sanat alanında hakiki bir şeyler yapmak istiyorsanız bunun belediyeci kafasıyla ya da fabrikasyon yöntemlerle olamayacağını bilmeniz gerekir. Bu yüzden hangi iktidar olursa olsun sanat, siyasetin neferi haline gelmiş memur ruhlu kişilerce yapılamaz. Bu olsa olsa propaganda olur, sanat değil. Ruhlara işlemez, sarsmaz, düşündürtmez bir aydınlanmayı tetiklemez…’ ifadelerini kullandı.”

Politik iktidarların modernlik hırslarıyla bütünleşen bu kültürel iktidar girişimleri hiyerarşik, simetrik ve zorlayıcıdır...

Yazar değerlendirmelerine devam ederken ;

“Biz, TRT kamusal sorumluluğu olan doğru işlere imza atmalı, dedikçe…”

Biz, TRT şiddetin kol gezdiği ekranda sığınılacak bir liman olmalı, dedikçe…

Biz, aileler etik ilkelere dikkat edeceğini düşündükleri için TRT izliyorlar, dedikçe…

TRT şiddetin daha da yoğun işlendiği dizilerle seyirci karşısına çıkıyor dedikçe...

TRT’nin “Vuslat”ın ardından son “şiddet”li işi, “Halka” adlı dizileri görücüye çıkardı...”

Bu seslenişlerin kulak ardı edildiği yazarın aşağıdaki cümleleri ile daha iyi  ortaya çıkıyor.

“TRT’nin kendi internet sitesinde, seyirciye hiç de yabancı olmayan “mafya, suç şebekesi, entrika” gibi kelimeler kullanılıyor dizinin tanıtımında.”

“En çok şu ifadeyi garipsedim… Amacımız “klasik mafya anlatılarının ötesine geçmek…”

“Yani seyirciye, Kurtlar Vadisi gibi, Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz gibi klasik işler artık tarih oldu. Biz türün klişelerini aşan bir mafya hikayesi sunacağız…” demek istiyorlar.”

Kültürel hegemonya makro bağlamda doğumdan, düğünlere, ölümden mekteplere kadar “Hayatın” nasılda yeni anlamlar içinde piştiğini ifade eder aslında...

Aydın ;

“Dizinin bir sürprizi de feministlere… Mafya hesaplaşmalarını konu edinen dizi filmde, “daha güçlü kadın karakterler” gösterilerek hem zamanın feminen ruhu yakalanacak hem de muhafazakar iktidarın kadın politikalarına omuz atılacak…”

“Bence TRT Genel Müdürü İbrahim Eren ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, TRT’nin internet sitesinden yer alan,  “Halka, karanlık bir dünyanın hikayesi” ifadesine yeniden bakmalılar...”

TRT ‘nin son dönemdeki icraatlarını değerlendirmeden önce görevlerini hatırlatarak sözlerine devam etti .

“TRT’nin kanunlarla belirlenmiş görevi karanlık dünyaların hikayelerini anlatarak tabloyu daha da karartmak değil, bunu en iyi kendileri biliyorlar.”

“TRT’nin görevini tekrar bir hatırlayalım. 2954 sayılı Türkiye Radyo Televizyon Kanununun 9. maddesine bu görevi tanımlarken şu ifadeleri kullanıyor: ‘Türkiye Radyo-Televizyon Kurumunun görevi: “Haber, kültür, bilim, sanat, eğlence ve benzeri türlerde eğitici, aydınlatıcı ve eğlendirici nitelikte her türlü yayınlarla; milli eğitim ve milli kültürün geliştirilmesine yardımcı olmak’

“TRT Çocuk bence bu tanımın içini dolduran, öncülüğü ve yayın kalitesiyle TRT kurumunun en başarılı işi… TRT Belgesel hakeza… TRT belgesel İz TV ile birlikte Türkiye’de belgeselci bir kuşağın yetişmesini sağladı desek abartmış olmayız…  “

“O zaman aynı bakış açısını TRT 1 yayınlarının niteliğine de yansıtalım…”

“Emin olun izleyicilerin bu kalite anlayışla oluşturulmuş hikayelere ihtiyacı var, “karanlık dünyaların hikayelerine” değil…”

KÜLTÜREL İKTİDAR!

“Geçenlerde Star gazetesinden Fadime Özkan’ın köşesinde şöyle bir soruya rastladım.“Neden kültürel anlamda iktidar değiliz?”

“Sorgulamanın sadece siyasi terminoloji üzerinden yapılmasından da, sorgulamanın hedefinden de hoşlanmadım.” Diyerek duygularını dile getiren Aydın ;

“Kültür, iktidar olunacak veya muhalefete düşülecek bir alan olarak görmek çok sorunlu bir yaklaşım...”

“Kültür çevrelerinde hakim bir anlayış vardır elbette bu tamam…”

“Ama bu iktidarcılık oynanarak, kültürel mevzileri zapt ederek elde edilemez…”

“Canlı bir kültürel ortam meydana getirmek, sanatçı yetiştirmek duble yol ve köprü yapmak gibi bir şey değil maalesef.”

“Eğer kültür ve sanat alanında hakiki bir şeyler yapmak istiyorsanız bunun belediyeci kafasıyla ya da fabrikasyon yöntemlerle olamayacağını bilmeniz gerekir.”

“Bu yüzden hangi iktidar olursa olsun sanat, siyasetin neferi haline gelmiş memur ruhlu kişilerce yapılamaz.” Dedi.

Sözlerine ;

“Bu olsa olsa propaganda olur, sanat değil…”

“Ruhlara işlemez, sarsmaz, düşündürtmez bir aydınlanmayı tetiklemez…”

“Ayrıca… Sadece sanatçılarla da olmaz bu iş…”

“Aynı dertten mustarip bir toplum gerekir…”

“Kendi kültürel çatışmalarının, ahlaki altüst oluşlarının resmedildiği eserler görmek isteyen, bu eserleri satın alarak sanatın serpilip gelişmesini, zenginleşmesini temin eden bir toplum…”

“Bunlar olmadan organik bir kültür ortamının oluşabilmesi, mümkün olmaz.”

“Politik reflekslerle kültür alanında ki iktidara göz dikeceğinize, muhafazakarlar olarak varoluşsal sancının neden kaybedildiğine ve nasıl kazanılacağına kafa yorun bence. Daha faydalı bir şey yapmış olursunuz.” Diyerek sonlandırdı.

Mesele Milletlerin, ödünç milletler olmaktan kurtulma meselesidir...

İlgili Haberler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.