Mete Gündoğan Gelmekte Olan Büyük Küresel Kriz İçin Uyarıyor

Prof. Mete Gündoğan dünya ekonomi patronlarının dilinden yaklaşan küresel kriz ile ilgili teşhis ve krizden çıkışın yolunu anlattığı bir yazı paylaştı

Mete Gündoğan Gelmekte Olan Büyük Küresel Kriz İçin Uyarıyor
22 Şubat 2019 Cuma 16:20

KRİZ Mİ? KAOS MU? ÇÖKÜŞ MÜ? ÇIKIŞ M?I

Küresel finans sisteminin en yetkili ağızları uyarıyor; Çok büyük bir krizin başlaması artık bir kıvılcım meselesidir.

Şimdi bunlar ne demeye çalışıyor ve bahsettikleri aslında nedir anlamaya çalışalım. Ona göre de her özel ya da tüzel kişi kendi pozisyonunu alsın.

2018 Aralık ayı başlarında IMF Başkan Yardımcısı David Lipton, bir krizin yaklaşmakta olduğunu söyledi.

Dünya ekonomisinin gidişatını uzun süredir takip eden IMF, artık krizden bahsediyor. Bunun bölgesel değil küresel bir kriz olacağını söylüyor.

Bu zamana kadar bu tür uyarılar, belli bölgeleri veya ülkeleri hedef alırdı. Uzak doğu krizi, Arjantin krizi vb gibi. Ama artık herkesin çok kötü etkileneceği söyleniyor. Herkesin !!

Bunun içinde IMF de var.

Bu da demektir ki, dünya finans sistemi de çok derinden etkilenecek.

Bu, bizim de içinde bulunduğumuz sistem krize giriyor demektir. Bu tür bir açıklamanın, bu düzeydeki bir IMF yetkilisinden yapılması oldukça önemlidir. David Lipton, krizi önlemek ya da atlatabilmek için hazırlıklarının tamamlanamayacağından korktuğunu ifade etti. Yani, küresel finans sistemi kapıyı çalan krize karşı koyacak bir hazırlığı yok.

Bu çok önemli bir ipucudur.

Tabi onların hazırlık dediği işler, kuvvetle muhtemel, küresel finans sisteminin alacağı kararlar ve yapacağı genel geçer tanımlamalardır. Lipton, mevcut sisteminde olası bir krizin altında kalacağından korkuyor.

Yani, mevcut para kredi sistemi artık eskisi gibi çalışamayacak. İşte size ikinci bir ipucu.

Yine David Lipton, merkez bankalarının hiç alışılmamış önlemleri denemek zorunda kalacaklarını ifade etti. Politika belirleyicilerin baskı altında kalacaklarını ve kendilerini hiç deneyimleri olmayan kötü durumlarda bulacaklarını söyledi. Al sana üçüncü bir ipucu.

Hiç alışılmamış ve bilinmeyen yöntemler denek zorunda kalınacak! Merkez bankaları çılgın senaryolara hazır olmalıdır.

✔️ Peki merkez Merkez bankaları senaryoya hazırlar mı ?

➖ Elbette Hayır ! Hazır olsalardı IMF bunu bilirdi.

Yüksek düzeyde borçlanan pek çok hükümetin, mali bir manevra alanı bulamayacaklarını ifade etti.

Yani bu kriz, hiçbir ülkeyi teğet geçmeyecek !!

 Şimdi Elimizde En Az Üç İpucu Var !!

➖ Küresel finans sistemi, kriz karşısında ne yapacağını bilmiyor. 

➖ Sistem komple değişecek ama nasıl olduğunu bilmiyor. 

➖ Merkez bankaları çılgın uygulamalar yapmak durumunda kalacak ama sonuçlarının ne getirip götüreceği bilinmiyor.

Şimdi bu ipuçlarına bakınca, krizin bir kaosa dönüşeceğini öngörebiliriz. Bu, yanlış bir öngörü olmaz.

Lipton’un bu açıklamalarının ardından çok geçmedi ki; bu sefer IMF’nin en yetkili ağzı daha da net uyarılarda bulundu. 15 Şubat 2019 tarihinde IMF Başkanı Christine Lagarde küresel ekonominin beklentilerin üzerinde bir hızla yavaşladığını ifade etti.

Yani IMF’nin tahmin ettiği kriz sürecinin başlaması daha da yaklaştı. Yaklaşmakta olan daha da yaklaştı. Lagarde, dört ana riskin bu büyük krizi kapımızın eşiğine kadar getirdiğini söyledi.

1️⃣ Birinci risk Ticaret Savaşları !!

Özellikle ABD-ÇİN arasında yaşanacak ve yaşanmaya başlayan tarife savaşları. Tabi bu savaşlar sadece ABD-ÇİN arasında kalmayacak ülkelerin de taraf olmasını zorlayacak.

Dünyadaki mal ve hizmet akış hatları değişecek. Ticaret yolları değişecek. Aslında dünya ticaret yollarının büyük değişimleri hep savaş ile olmuştur. 

Lagarde yardımcısı Lipton ise, bir adım öteye geçerek savaştan bahsetmeye başladı! Allah yardımcımız olsun !

2️⃣ İkinci risk finansal sıkılaşma. 

Yani kolaylıkla para bulunamayacak. Kimse kimseye kredi açmak istemeyecek! Neden? Çünkü olası bir savaşta kimin kiminle beraber olacağını kimse henüz net olarak bilmiyor. Paranın ve sisteminin ne olacağı bile meçhul.

3️⃣ Üçüncü risk Brexit süreci. 

İngiltere’nin AB’den çıkışı yani ayrılışı nasıl bir etki doğuracak tam olarak bilinmiyor. Gerçekten çıkabilecek mi? Çıkış avroyu nasıl etkileyecek?

İngiltere çıkınca, adada yalnız başına mı duracak yoksa karşısındaki dev AB blokunu ifsad etmek için mi çalışacak? Ve daha birçok bilinmeyenler. Bunların hepsinin cevaplanması gerekiyor. Ama cevaplar başka cevaplara bağlı. Onlar da daha başka cevaplara…

4️⃣ Dördüncü risk Çin ekonomisinin yavaşlaması.

Bütün dünyaya mal ve hizmet satan Çin aynı zamanda bütün dünyadan da mal ve hizmet satın alıyor. Çin’in yavaşlaması her şeyi etkiler. 

Lagarde hükümetleri de uyarıyor ‼️

Bu risklerin dışında, kamu idareleri ile özel sektör şirketlerinin yüksek borçları ülkeler için büyük bir tehlike oluşturuyor. Böyle bir olasılıkta, bu riskin beka tehlikesine yakın bir tehlike olduğunu söyleyebiliriz. 

Buna bir de şahsi kredi kartı borçlarını da ekleyelim.

Şimdi, söylenenleri şöyle kaba bir şekilde toparlayalım.

➖ Küresel para kredi sistemi çöktü. ➖ Henüz yeni bir yapılanma veya onarım da yapılamadı. Ancak riskler çok arttı. 

➖ İkinci bir kriz dalgası ile karşı karşıyayız ve ne yapacağımızı bilmiyoruz.

Bu zamana kadar hiç düşünmediğiniz bazı şeyleri deneyeceğiz, ama sonuç alıp alamayacağımız meçhul. Biz ne yapacağımızı bilmiyoruz, duruma göre bakacağız. Ama sizin gözünüz kulağınız bizde olsun.

✔️ Şimdi sizlere soruyorum. Böyle konuşan bir yapıya nasıl güvenebilirsiniz !?

Ne olduğunu çözümleyemeyen ve ne olacağını bilemeyen bir yapı. Ama bizim yanımızda durun diyerek sizi deney aracı olarak kullanmak isteyen bir yapı.

Bazıları, ABD’de başlayan 2008 sürecinden daha da tehlikeli bir küresel kriz sürecinin başlamasının an meselesi olduğunda hemfikir. 

Ama ben size şunu söyleyeyim.

Bu güne kadar bildiklerinizi unutun. Bambaşka bir kaos süreci ile karşı karşıyayız. IMF kuş diliyle konuşuyor ve herkesin önünde ancak bu kadar konuşuyor.

Düşünün, bu kaos süreci başlarsa tekrar barış düzenine geçiş yıllar alır. Ama bu yıllar bizden neler alır Allah bilir.

Ülkemiz açısından şunları da hatırlatayım. Toplam borcumuzun milli gelirimize oranı %54’leri geçti. Ayrıca kamunun iç-dış toplam borcunun içinde döviz cinsinden olanlarla TÜFE’ye endeksli olanların payı büyük.

Yani dövizde, enflasyonda veya faizlerde yaşanacak bir hareketlenme bizim borçluluk statümüzü daha da zorlaştıracaktır. Dış borcumuz çok yüksek. Kredilendirme yapısında ciddi problemlerimiz var. Borçlanma maliyetlerimiz arttı. İç talep durgun. Üretim düştü.

İşsizlikte artış var. Bankalarımızın uluslararası alanda verdiği kredi mektupları bile geri dönüyor. 

Şimdi buraya şu cümleyi de ekleyelim. Bu kriz son yüz yılın en ağır krizidir ve küresel finans kapitalin elinde bir çözümü de yoktur.

İşte bu nokta, kendi başımızın çaresine bakma noktasıdır. Sürece teslim olup, “dur bir bakalım onlar ne yapacaklar biz de ona göre bir şeyler yaparız...” mantığı öldürücü bir mantıktır. Hatta bu yaklaşıma mantık bile diyemeyiz. Korkakça bir yaklaşımdır ve paradigma felci ifadesidir.

Bizler krizi fırsata çevirecek adımlar atmalıyız‼️

Merkez bankalarına hiç denemedikleri uygulamaları yaptıracaklarmış ve sonucun ne olacağını da bilmiyorlar!

Normalde bu tür bir konuşma yapan insan dinlenmez ama o kadar çaresizler ki çaresizlikleri yeni bir hikaye oluşturuyor.

Bugün yapılması gereken iş

içinde bulunduğumuz Borca Dayalı Para Sistemini (#BDPS) yapısal olarak değiştirmektir. Merkez bankası devletin uhdesinde yeniden yapılandırılmalıdır. Mevzuatlar gözden geçirilmelidir. Bütçe kanunu yeniden düzenlenmelidir.

Merkez bankasının temel görevi para istikrarı ve fiyat istikrarını eş zamanlı olarak temin etmek şeklinde yeniden tanımlanmalıdır.

Ülke çapında pazarlarda yapılan alışverişte kullanılan paraları önce iki gruba ayıralım. Bunlar mal paralar ve kayıt paralardır. Mal, paralar, altın, gümüş vb. gibi kıymetli madenlerdir. Değeri kendinden menkul paralardır.

Bunların standartlarını ve miktarını para otoritesi belirleyip yakından takip etmelidir. Dağılımını tam olarak bilemeyebilir ama tahmin eder. Günümüzde epey gelişmiş tahminleme yöntemlerini kullanarak hangi pazarda veya hangi bölgede ne kadar mal para olduğunu bilebilir.

Kayıt paraları ise para otoritesi basacağı için ne kadar olduğunu çok net bir şekilde bilir. Yine dağılımı konusunda tahminlemeler yapar. Kayıt paralar kağıt para, elektronik para, çip para ve sanal para olabilir. Önemli olan bunların para otoritesi tarafından yönetilmesidir.

Burada sadece sanal paralar dağıtık bir yöntem ile üretilebilir. Ancak bu durum onların bir para otoritesi tarafından yönetilemeyeceği anlamına gelmez. Netice itibarıyla para otoritesi piyasadaki kayıt paraların sahibi ve üreticisi ve yöneticisidir.

✔️ Kayıt paralara neden ihtiyaç vardır?

Çünkü; mal paralar günümüzde üretilen mal ve hizmetleri döndürebilecek kadar çok değildir. Modern mal ve hizmet üretimini karşılayabilecek kadar altın ve gümüş olmadığı için kayıt paralar da kullanıma sokulmaktadır.

Bir para otoritesinin kontrolünde piyasadaki bütün paralar ve dağılımı takip edilecek. Bu para otoritesi de aslında devletin kendisidir. Bu görevi herhangi özel veya özerk bir şirkete veya topluluğa devredemez. Devlet kendi kurumsal yapısı içerisinde bu vazifeyi icra eder.

✔️ Peki, piyasada ne kadar para olacak?

İşte nitelikli matematiksel çalışmalar burada başlıyor. Burada iyi bir matematiksel modelin kurgulanması lazım. Bunun da açık ve şeffaf bir şekilde ifade edilip vatandaşlar tarafından denetlenebilir olması lazım.

Bütün bunlarla birlikte denk bütçe kanunu çıkarılması lazım. 

Her sene bütçe denk olarak yapılıp açıklanmalı ve eğer yeni borçlanma veya para üretimi olacaksa, Meclis’ten izin alınmalıdır.

Ayrıca bir borç başkanlığı veya bakanlığı oluşturularak bütün kamu borçlarının tasfiye edilmesi için çalışmalar başlatılmalıdır.

Aynı zamanda devlet mevzuatında var olan bütün parasal ifadeler bir mal para cinsinden ifadeye çevrilmelidir. O mal paralar da serbestçe ödeme aracı olarak kullanılıp tedavül edebilmelidir.

Bütün bunlar ve daha fazlası bir plan ve program ile belirlenen hedefler doğrultusunda adım adım uygulanmaya konulmalıdır.

Şimdilik diyeceklerimi bunlarla sınırlandırıyorum. 

Daha fazlası için ilgili kitaplarıma müracaat edebilirsiniz.

Herkese iyi akşamlar dilerim.

Hoşça kalın. Sağlıcakla kalın.

Selam ve hürmetlerimle

...

Prof. Dr. Mete Gündoğan

İlgili Haberler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.